30 Eylül 2016 Cuma

İş başa düştü

Daha önce burada ki ekmeklerin çoğunlukla tatlı olduğundan bahsetmiştim. Maya konusunda da temkinli olmak istediğim için evde mayasız ekmek yapmaya karar verdim. İlk eserimin resmini sizlerle paylaşıyorum. Tarifi buradan (http://www.nefisyemektarifleri.com/zeytinyagli-mayasiz-ekmek/) aldım. Tarifin en çok hoşuma giden yanı hamurun kısa sürede kıvam alması, zaten böyle olmasa bu ekmeği 3 kere yapmazdım. Tayvan'a bilim yapmaya geldim ama şimdilik evde hamur yoğuruyorum.




İlk yoğurt denemem de başarılı oldu. İstanbuldayken hep yoğurt makinesinde yapıyordum. Burada fırını kullanarak yaptım. Tadı gerçekten güzel oldu.




Şimdilik börek ve mantı açmak gibi bir düşüncem yok, ama olur da yaparsam yazarım. Bir de bugün Mimi bana baklava yapıp yapamayacağımı sordu, baklava yapabilsem yıldızlı ev hanımı olurdum dedim. Tabii o da haklı, ekmek ve yoğurt yaptığımı görünce baklava da yapıyordur diye düşündü herhalde.

Tayvan'da su meselesi

Tayvan'da çeşme suyu içilmiyor. Hatta yemeklerde bile kullanılmaması tavsiye ediliyor. Ben biraz daha abartıp sebze ve meyveleri de temiz suyla yıkıyorum. Hatta ilk bir kaç gece dişlerimi de temiz suyla fırçaladım. Tabii ki Ural her banyo yaptığında muhakkak musluk suyu içiyor, günde en az 3 kere banyo yaptığını düşünürsek, gerçekten içiyor.

Musluk suyu iyi temizlenmiyor. Ancak, okullarda, Üniversitelerde, hastanelerde, parklarda, marketlerde, bizim yan apartmanın altında arıtılmış su makineleri var (resim altta). Ücretsiz olarak bu makinelerden sıcak/soğuk su doldurabiliyorsunuz.


29 Eylül 2016 Perşembe

Tayfun Megiyi atlattık

Eylül ayı Tayvanda tayfun mevsimiymiş. Bir tanesi de bize denk geldi, yaşadık gördük. Daha önce hiç bu kadar kuvvetli rüzgar görmemiştim sanırım. Gerçekten dışarısı felaketti. Çektiğim çok kısa bir videoyu ekliyorum, çok bir şey belli olmuyor ama bana hatıra kalsın. Tayfunun benim için en zorlayıcı kısmı Ural'ı balkondan uzak tutmak oldu, neyseki başardım. Birde evde su bitince, evden çıkıp su doldurmam gerekti; Ural'ı Allah'a emanet edip 5 dakikalığına gidip geldim. Yalnızlık çocukla gerçekten zor.



Tayfundan sonra hava yine çok sıcak, 31 derece ve nemli. Mesela bugün çok yağış var.

Tayvan hakkında yeni öğrendiğim ilginç bir bilgi de yıl hesabı. Üniversitenin bilgi işlem sitesine vergi indirimi için Ural'ın doğum tarihini yazmam gerekiyordu. 2015 yazmaya çalışıyorum ama sadece üç haneye izin veriyor. Kendi çapımda acaba 2 yi mi atsam, yoksa 5 i mi diye ince hesaplar yapmaya başladım. Sonra sistemdeki kendi doğum tarihime bakınca bir gariplik gördüm. Meğerse Tayvanda Minguo takvimi kullanılıyormuş, buranın miladi 1912 yılıymış, yani 2016 Cumhuriyetin 105. yılı oluyormuş (2015 de 104 oluyor). Tayvan'a gelip resmi bir evrakta tarih yazmaya çalışırsanız aklınızda bulunsun, benim gibi yarım saat 2015 yazmaya çalışmayın.

25 Eylül 2016 Pazar

Ve gerçek macera başlar...

19 eylülde şöyle yazmışım;

Dünya'nıöbür ucunda 20 aylık oğlumla baş başa kaldık ve gerçek maceramız başladı. Babasıyla bilgisayar ekranından konuşurken Ural'ın o acıklı bakışları içimi o kadar acıttı ki, sanırım bir süre bilgisayardan görüntülü konuşma yapmayacağım. Yalnız ilk iki gecemizi atlattıktan sonra bu sabah 8de Ural'ıbakıcısı Mimi geldi. Uykulu olduğu icin biraz mızıklandı, baba diye ağladı (bu gercek ağlamaydı), Mimiyle yalnız parka gitmek istemedi ama herseyi üçümüz yapınca bir sorun çıkarmadı. Mimi ve Uralı alıp ofise gittim, hemen bir çıktı alıp geri geldik. Yolda Ural çöp arabası gördü ve biraz mutlu oldu.

Moralim bozuk olduğu icin bir haftadır bir şey yazmak istemedim. Haftaya Allah kerim.

NOT: Bilgisayarımda türkçe klavye yok, internette yazıları türkçe denetleyen bir site bilen var mi? 

16 Eylül 2016 Cuma

Tayvan'da hava (Eylül)


Tayvan genel olarak sub-tropikal iklimi görülen bir ada. Burada geçirdiğimiz süre için eylül ayının gündüz 31-35℃ gece 29-30℃ olduğunu söyleyebilirim. Tabi bir de çok yüksek bir nem oranı var. Öyleki çamaşırlar bile kurumuyor. Arada yağmur da yağıyor ama hava hep sıcak. İlk defa bugün kuru bir sıcak vardı.

11 Eylül 2016 Pazar

Ural'ın çöp arabası imtihanı


İstanbul'dayken Ural çöp arabalarına takmıştı. Öyleki camda saatlerce çöp arabası bekler olmuştuk. Işıkları ve sesi ilginç geliyordu herhalde. Tayvan'da en çok sayıkladığı şeylerden biri de çöp arabası. Ama çocuk haksız değil, lakin buradaki çöp arabaları şarkılı türkülü dolaşıyor. Üst katlarda oturduğumuz halde o sesi duymamak mümkün değil. Hatta aşağıda da çok kısa paylaştığım gibi dondurma arabası müziğine benzer bir şey çalıyor. Maalesef bir kez Ural'a bu sesin çöp arabası olduğunu söylemiş bulunduk. Dolayısıyla Ural bu sesi her duyduğunda kucağa alınıp pencereden aşağıya, çöp arabasına bakmak istiyor. Sürekli çok yüksekteyiz o yüzden göremiyoruz desek de bizimkinin çöp arabası hasreti dinecek gibi değil.





7 Eylül 2016 Çarşamba

Hsinchu' da Alışveriş (Tabii ki yemek)

Daha önce Çin'e gittiğimde de dışarıda yediğim ilk ve tek şey pizza olmuştu. Bu geleneğimi bozmadım, Tayvan'da da dışarıda yediğim ilk şey pizza oldu. Tayvan mutfağına ve kültürüne saygım sonsuz ama maalesef iletişim problemi yüzünden temkinli olmak durumundayım. Yeni tatlar keşfedersem sizinle paylaşırım.


Hsinchu şehir merkezinde "Big City" adında bir alışveriş merkezine gittim. İyi ki de gitmişim, orada bulunan "City Super" adındaki süpermarket moralimi düzeltti. Neden mi? Çünkü bir Türk'ün Tayvan'da en çok arayacağı şeylere yakın tatlar buldum. Tabii ki ekmek ve beyaz peynirden bahsediyorum.
Tayvanlıların ekmek diye yaptığı, yediği ve sattığı şey maalesef şekerli ekmek. Bu durum Ural'ın çok hoşuna gitse de ben hiç hoşlanmadım. Tayvan'da peynir kültürü yok, süpermarketlerde genelde dilim cheddar türünde peynirler var ve çoğu da yurtdışından geliyor. Neyse ki ben Yunanlıların Feta peynirinden buldum. Bizim beyaz peynire en yakın peynir o, ama oldukça pahalı.



Ah, birde yoğurt meselesi var. Bu Çinliler Çin seddini yapmadan önce Türklerden yoğurt yemeyi öğrenselermiş iyi olacakmış. Burada süt ürünleri kültürü diye birsey yok anladığım kadarıyla. Durum böyle olunca buradaki yoğurt da aynı Avrupalıların yediklerine benziyor. Yani şekerli ve meyveli yoğurt. Meyveli yoğurtla bir derdim yok ama sade yoğurtta seker bana göre değil. Neyse ki yenebilecek, sade, bizimkine biraz benzer bir yoğurt buldum . Buradan referans olması için resmini paylaşacağım. Yolunuz Tayvan'a düşerse bu yoğurdu alabilirsiniz. Birde Yunan yoğurdu gördüm ama kilosu 60tl olunca almadam.



3 Eylül 2016 Cumartesi

Tayvan'da ev kurmak

Her Türk gibi ben de evi mutfaktan başlayarak tamamlamak istedim ama bu mutfak adam olduğunda deve de hendeği geçer...
Tayvandaki evler "yemek pişirmemek" için özellikle tasarlanmış. Çok ciddiyim, dışarıda yemek hem ucuz hem pratik olduğu için kimse evde yemekle uğraşmıyor. Durum böyle olunca kimse bulaşık da yıkamak zorunda değil. Ah ah gül gibi, kocaman, böyle içine herbir şeyin sığdığı bulaşık makinemi özledim. Buradaki mutfağımda bulaşık makinesi için yer bile yok, zaten satılan bulaşık makineleri de küçük tezgah üstü ve çok pahalı. Uzun lafın kısası Tayvan'a sanki bulaşık yıkamaya geldik.
Mutfakta iki gözlü garip bir ocak var. Kendisi o kadar güçlü bir ateş veriyor ki, kısık ateşte pilav yapılması dahi mümkün değil. Resmen kısık ateşi olmayan iki gözlü bir ocağım var. Tabi tepede duran gaz/duman dedektörüyle de süper bir ikili oluşturuyorlar. Ne zaman ocağı kısmaya çalışsam dedektör ötüyor.  Neymiş efendim, ocağı her açtığımda aspiratörü çalıştırmak zorundaymışım ki ötmesin, ki bu gürültüden hiç hoşlanmıyorum. Yemek pişmeyecek eve kimse fırın da koymamış doğal olarak. Muhtemelen bütçemi denkleştirince bir tane tezgah üstü mini fırın alacağım. Şikayet etmeyeceğim normal bir buzdolabımız var, ancak Ural için açması çok kolay bir dolap, çocuk kilidi gibi bir şey bulursam bizimkinin üzüm ve hurma krizlerini kontrol edebileceğim. Kriz dediğim şey dolabı açıp her istediğinde avuçla dalması. Tamam yesin yesinde, günde 3 -5 avuç bence fazla. Mutfak için aldığım blender seti, kettle, bir kaç tabak, çatal, bıçak, kaşık, bardak  ve saklama kabıyla şimdilik idare ediyoruz.

Alışverişe gittiğim yerlerde edindiğim ilk izlenim Tayvan'ın Türkiye'den çok da ucuz olmadığı. Burada kullanılan para birimi Tayvan doları (NTD) ve 1NT = 0.09TL. Henüz bir çamaşır makinesi almayı da başaramadım. Umarım bugün alabilirim, yoksa balkondaki şu çamaşır yıkama teknesinde çalışmalara başlayacağım.

Perde işini de ancak haftaya halledeceğiz. Kimse eve korniş takma zahmetinde bulunmadığı için, apartman yönetimi tarafından önerilen firmayı arayıp beklemek durumda kaldık. Tabi bu aramaların hiç birini ben yapamıyorum çünkü kimse İngilizce konuşmuyor, genel olarak biraz anladıklarını söyleyebilirim ama konuşma kısmı yok. O yüzden okuldaki sekreter ve öğrencilerden yardım aldım.

Bu evi düzenlemek biraz zaman alacak, ilerledikçe paylaşırım. Balkon manzaramla yazımı sonlandırıyorum.





1 Eylül 2016 Perşembe

Tayvan'da 2. günümüz başlıyor

Herkese merhaba,

Şuan Hsinchu'da saat sabah 6:15. 19 aylık oğlum Ural dün olduğu gibi bugün de sabah 5:00'te kalktı. Tabiki bu İstanbul'dan dünyanın öbür ucuna gelen bir bebek için çok normal. Bir ara neden bu maceraya atıldığımı anlatırım ama 29 Ağustos'da İstanbul' dan oğlum ve eşimle birlikte 02:20de bindiğimiz uçakla başlayan bu macera bizi oldukça zorlayacak. Gerçi uçak yolculuğumuz macera sayılmazdı, alt tarafı 11 saat sürdü. Ural bunun 10 saatinde uyudu. THY'nin İstanbul'dan Tayvan'a direk uçuşu var, uçuş genelde rahat geçti. Bir kaç küçük öneri, sakın 16 numarada oturmayın, koltuk aralıkları dar. Uçağın arkası genelde boş oluyor, biz de arkadaki boş koltuklara geçip rahat ettik.

Taipei'deki havalimanına geldiğimizde saat akşam 6:30 olmuştu. Gümrükten çıkınca sim kart aldım, eğer bu işi havalimanında yapmazsam dışarıda yapmak için iki hafta ARC (yabancılara verilen kimlik kartı) kartını beklemek gerekiyormuş. Havalimanın para da bozdurdum. Bizi karşılamaya, çalıştığım hocanın bir öğrencisi geldi. Onunla birlikte taksiye bindik ve Hsinchu'ya gelmemiz yaklaşık 1 saat sürdü (1400NTD tuttu). 9:30 gibi bir bebekle boş bir eve gelmek başlıca bir macera oldu. Evde demirbaş olarak 2 yatak, 2 dolap, sandalye, koltuk, ocak ve buzdolabı vardı. Ancak ev sıfır olduğu için oldukça tozluydu. Hijyenik Türk annesi kimliğimle tutup da o saatte o yorgunlukla ev temizlemedim (gerçi tedarikli geldim, temizlik bezim, bulaşık deterjanım ve sıvı el sabunumu getirmiştim). Üniversite'nin kampüsündeki 7/11'dan su, salata, süt, ekmek, yoğurt gibi şeyler alıp geldim. Ural bütün gece ayaktaydı, o kadar uyuduktan sonra uyuyamadı haliyle. Tabi etrafın kiri, Ural'ın ayaklarının altındaki siyahlık, evde hiç perde olmaması, suların bir garip kokması, tropikal ada hava basıklığı, 15 gün sonra Ural'la yalnız kalınca çocuğuma ne kadar iyi bakabilirim endişesi  derken bir kaç damla yaşla ilk şoku atlattım. Sabah Ural uyuduktan sonrada ya bu diyardan giderim ya da bu deveyi güderim diye diye güne başladım. Ve tabiki gütme eylemiyle bu maceraya başlamaya karar verdim.