14 Ocak 2017 Cumartesi

Tayvan Maceramız Bitiyor

Ocak sonu itibarıyla Tayvan maceramız bitiyor. Bugüne kadar bizi takip eden blog okurlarına teşekkür ediyorum. Türkiye'ye çok çok uzakta olan bu tropikal adadan ayrılırken aklımda kalanlar:

- Tayvan'a gelecekseniz, aralık-ocak ayları iyi bir seçim olabilir, hava sıcaklığı 15-25 derece arasında.

- Genel olarak, bayanlar beyaz tenli olmaya ve kalmaya çok özen gösteriyor.  Güneşli havalarda şemsiyelerin altında geziyorlar, sahillerde öyle yatıp güneşlenen pek yok. Hatta özel vitamin iğneleriyle tenini beyazlatmaya çalışanlar da varmış.

-Tayvan'a gelecek Türklere tavsiyem, eğer seviyorlarsa yanlarında peynir-zeytin gibi klasik Türk yiyecekleri getirmeleri. Fiyat ve performansa bakılırsa taşımaya değer.






22 Kasım 2016 Salı

Tayvan maceramıza 1 ay ara verdik

Tayvan maceramıza 1 ay ara verdik. 1 ay ücretsiz izin alıp 16 kasım sabahı İstanbul'a geldik. Buradaki normal, sakin, sıradan hayatımızın tadını çıkarıyoruz. 2 buçuk ay Tayvan'da yaşamak bizim için çok farklı bir tecrübe oldu ve oraya yalnız dönmeye hiç niyetim yok. Uralla birlikte babanesini kaçırma operasyonumuza başladık. Çok sağolsun, eşimin annesi hem bana destek olmak hem de Uralla ilgilenmek için bizimle Tayvan'a gelecek.

Daha önce 4 yıl Danimarka'da yaşadım ve her geldiğimde İstanbul'u sadece biraz özlemiş olurdum.
2 buçuk ay Tayvan'da yaşayınca İstanbul gözümde tüttü, gelince çok mutlu oldum. 

11 Kasım 2016 Cuma

Hsinchu Hayvanat Bahçesi (Hsinchu Zoo)

Hsinchu'da nadir olarak hoşuma giden yerlerden biri de hayvanat bahçesi; şuana kadar 2 kere gittik.
Bizim eve 40 dk yürüme mesafesinde, yani oldukça yakın. Hayvanat bahçesinin giriş ücreti 2 TL. Giriş kapısında bilet almak için makineler var ama para yüklediğiniz (akbil gibi) bir kartı da kullanabiliyorsunuz. Bu kart aynı zamanda benim okul kimliğim, otobüs ve 7-11 larda da geçiyor.





Hayvanat bahçesinin Ural için en eğlenceli kısmı kum havuzu. Geniş bir kum havuzunda çocuklar istedikleri gibi oynayabiliyorlar. Ural kuma ilk girdiğinde ayaklarının kum olmasından biraz hoşlanmadı ama 2 dakika sonra hemen oynamaya başladı. Kumun içinde boncuklar var, süzgeçle oynamak çok keyifli.




Tabii ki Ural kendi oyuncaklarıyla yetinmeyip başka çocukların yanına gidip onların oyuncaklarıyla da oynadı. Oldukça keyifli vakit geçirdik. Tayvanda görüp de keşke Türkiyede de olsa dediğim tek şey bu kum havuzu.

Hayvanat bahçesi oldukça geniş bir alanı kapsıyor, hepsini gezmedik ama gezdiğimiz kısımlarda gördüklerimizden seçmeler:




29 Ekim 2016 Cumartesi

İki ay nasıl geçti...

Evet, bugün itibarıyla tam iki aydır Tayvandayız. Yaklaşık bir buçuk aydır da Uralla tek başımıza yaşıyoruz. Özetle bu iki ay şöyle geçti:

-En büyük pişmanlığım? Türkiye'den Ural için ateş düşürücü ilaç ve daha çok kitap getirmemiş olmak. Ah birde neden geldim bu Tayvan'a mevzu var ama ona şuan girmeyeceğim.

-En çok ne okudum? Tabii ki bilimsel makale pek okuyamadım, ama 'Tombik Ayı Uyuyunca' kitabını her gece 5 - 10 kez okuyorum.


-En çok ne yedim? Sütlü yulaf (ballı ve tarçınlı). Resmini eklediğim yulaf ezmesini çok sevdik.



-Dışarda en çok ne yedim? Kampüsteki Waffle dükkanından waffle. Ural da yediği için sade olanı tercih ediyorum.



-En hoşuma giden içecek? Buzla hazırlanan taze meyve suları, ananas-dragon fruit karışımı çok lezzetli. Tezgahdaki teyzeye gidip elimle istediğim bardağı işaret ediyorum, o da hazırlayıp veriyor.



-Yapmayı başardığım yemek? Fırında yumuşak keçi eti. Allah şu bloğu (http://thelabinkitchen.com/keci-pisirmenin-ilmi-keci-eti-nasil-pisirilir.html) yazandan razı olsun.  Kurban bayramında burada keçi kestirdik (öyle denk geldi), malum keçi eti pek alışkın olmadığım bir et. Meğerse çok düşük ısıda uzun pişirmek gerekiyormuş, tabii bir de bir gece önce sirkeyle marine etmek.




-Evde Uralla nasıl vakit geçirdik? Fotoğrafını çektiğim bazı oyun ve aktivitelerimizden seçmeler.

(Eşleştirme etkinlikleri)



                                                               (Sulu boya)


26 Ekim 2016 Çarşamba

Tayvan'da hava (Ekim)

Hemen söyleyeyim, özetle ekim ayı da sıcak ve vıcık vıcık nemli geçti. Bir ara hava serinlemişti ama sadece bir hafta sürdü. Sıcaklık yine 30 derecelerde, yine nemli. Şöyle tazeleyici, ferahlık verici bir nefes almayı o kadar özledim ki. Ekim ayı için sıcaklık aralığı 25-33 derece, arada yağmurlu, hep nemli.

Bir de bu havada grip olmak hiç çekilmiyor. Bu tropikal hayat bana göre değilmiş.


Tayvanın virüsleri bizi fena çarptı

Cumartesi Ural yine hasta oldu. Bu defa ateşi biraz daha yüksekti (39 civarı) ve burnu da akmaya başladı. Bu sefer doktora götürmedim, bir kez ateş düşürücü verdim (gerçi o da pek bir  işe yaramadı) o kadar. Pazar günü de ben hasta oldum. En çok korktuğum ve olmamak için dua ettiğim şey buydu, ama çok şükür ikimizde daha iyiyiz. Hasta olmak tabii ki çok doğal bir şey ama hayatında annesinden başka kimse olmayan bir bebek için zor bir durum. Ateş ve halsizlikten Ural'ın odasında sızdığım zamanlarda "anne anne çöp araba" diye tatlı tatlı uyandırdı beni. Ben hasta oldum dediğimde de bol bol öpüp geçti dedi. Ne diyeyim, öpücükler işe yarıyormuş, o an herşey geçiyormuş...

23 Ekim 2016 Pazar

Tayvan'da bulduğum Türk ürünleri

Gittiğim marketlerde çok nadir de olsa bir kaç tane Türk ürününe rastladım. Liste şöyle:

1) Super City: Kuru kayısı ve kuru incir, ikisi de Türk ürünü ancak biri Amerikada biri de muhtemelen Tayvan'da paketlenmiş. Nestle çikolata.

 



2)Carefour (bunu ben almadım, sağolsun bir tanıdığımız getirdi): Penguen marka biber salçası.


3)NTHU kampüsündeki küçük markette: Aksu markalı, Konyada üretilmiş bisküvi. Hem karamel hem de kakaolusu var.

 

Buradan yetkililere duyurulur, bulsam bir kilo bulgura 100 TL yani 1000 NTD bile veririm. Deli değilim, sadece Ural bulguru çok seviyor ve ben buradaki garip pirinçler ve kısık ateşi olmayan ocakla pirinç pilavı yapamıyorum.